.
Menü  
  ANA SAYFA
  COĞRAFYA
  TARİHÇE
  KÜLTÜR
  GEÇİM KAYNAKLARI
  KÖYDEN MANZARALAR
  KÖYÜM İNSANI
  KIŞ MANZARALARI
  NOSTALJİK RESİMLER
  VİDEOLAR
  YEMEK VE TATLILAR
  DAHA GÜZEL KUZÖREN İÇİN
  BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ
  ŞİİR KÖŞESİ
  KÖŞE YAZILARI
  HADİSLER
  OYUN
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
KÖŞE YAZILARI







BENİM KÖYÜM


Kuzören benim köyüm. Kökü derinlerde dalları her tarafı sarmış bir büyük çınar. Kökü yere sımsıkı sarılmış, dalları ve gölgesi büyük, meyvesi bol, bir karadut kuzören benim gözümde.

Çorak topraklı yağrı da doğdum. Su boylarında ağaç görebildiğim, yazın toz kışın ise çamuru eksik olmayan bir yurt. Ama büyüklerimizin, babamızın babaannemizin yüreğinde hep özlenen bir yurt vardı. Bu yurt göç edip geldikleri, asıl yurt olan Kuzören di. Biz de düğün dernek ve badem toplama şenliklerinde tanıdığımız, münbit topraklı yurt. Vatan. Sıla. Özden bağlı olduğumuz topraktır.

Yağrı da mercanlılar açısından biz Kuzörenliyiz. Belli bir dönem bize alışmakta epey zorlanmışlar. Yağrı ya yerleşmemize sıcak bakmamış, mücadelesini vermişler. Biz orada halen ikamet ettiğimize göre kazanan taraf belli. Benzer olaylar Yenidoğan a yerleşirken de yaşanmış, kahramanca mücadeleler bugün dahi dilden dile anlatılır.

Evet biz her zaman Kuzörenli olmaktan övünç duyduk. Kuzörenli olduğumuzu göğsümüz gere gere söyledik. Yağrı da oturan 40 hane nin 30 hanesi Kuzören den 1950 li yıllarda göç edip gelmiş aile . temeline baktığımızda da 4-5 ailenin çocukları bu kadar olmuşlar.

Kuzören; Arayıt dağının kuzey eteğine kurulmuş bir köy. Kuruluşu Selçuklular dönemine rastlıyor. Bu Günyüzü havalisindeki tüm köyler için geçerli. Bu bölgedeki köylerin tümü Selçuklular döneminde yerleşmişler. Etraflarında ne Ermeni köyü ne Rum köyü kalmamış. Kuruluşu eski olunca da akrabalıklar her tarafa yayılmış, Günyüzünün tüm köyleri birbiri ile akrabadır. Arayıt dağının kuzey eteğine kurulması, arazinin dar olması sebebi ile 1940-50 li yıllarda Yağrı ya , Elhak a, ve Yenidoğan a göç edilmiş. Çok çalışkan bir nesle sahibiz ki, bu göç edilen köylerde herkes yurt yuva sahibi olmuş, bulundukları çevreyi mamur hale getirmişlerdir. Özellikle Yenidoğan a göç edenler oranın geçim darlığı sebebi ile daha çok çalışkan olmak durumunda kalmışlardır. Yazları köy işleri kışları ise Maden ocaklarında işçilik yapmışlardır. Kuzören dar coğrafik yapısı nedeniyle geçmişte hayvancılığa ağırlık vermiş, tam bir Yörük geleneği ile hayvancılık, buna bağlı kilim sanatı gelişmiştir. Yenidoğandaki sazlardan elde edilen otlar la da hasırcılık sanatını ortaya koymuşlardır. Tüm köylüler gibi benim dedem Molla Mustafa nın Mehmet de hayvancılık yapar, Arayıt dağının güneyinde, Musluk boğazının yukarısında, Kayakent in arkasında kışlık ağıl bulunmaktadır. Karacaören ve Kayakentlilerce Kuzören ağılı, MollaMustafaların ağılı olarak bilinir. Kuzörenin üst tarafında yazlık ağıl bulunur. Buralarda hayvancılık yaparmış, buradan yetiştirdiği koyunların Yünlerinden ipler eğrilir, kök boyalar ile boyanır, hazırlanırmış, Güz aylarında dedemin Sivrihisar dan sipariş aldığı Kilim ler evde babaannem tarafından bahara kadar kilim dokunur. Bahar aylarında da teslim edilirmiş.

Yine anlatmadan geçemeyeceğim kuzöreni meşhur kılan diğer özellik Üzüm bağlarıdır. Kuzörenin üzüm bağlarının üzümleri o kadar güzel ve bereketlidir ki ta konyanın Cihanbeyli ilçesinin köylerine kadar dedelerimiz üzüm satmaya giderlermiş, öküz arabasına veya at arabasına yükledikleri 800 kg -1000 kg üzümü sata sata uzak köylere kadar giderlermiş, satış da takas usulü, üzüm ile arpa veya buğday değişimi. Güzel ticaret. Kışlık yiyecek ve hayvanların yem ihtiyacı böyle karşılanırmış. Daha sonraları bağlar kurumuş. Ben Konya da imam olarak görev yaptığım sırada Cihanbeyli ilçesinin köyünden olan cemaatimden yaşlılar bizim Günyüzü üzümünü, Kuzören üzümünü hasretle anarlardı. Büyükleri dinlediğimizde Üzüm satma ile ilgili ne güzel anılar anlatırlar.


Beni etkileyen unsurlardan birisi de medrese dir. Osmanlı döneminde kuzören gibi dağın dibinde bir köyde büyük bir medrese faaliyettedir. Bu medresenin müderrisleri Müderris İbrahim efendi ve Ali efendi dir. Öncesinde hangi müderrislerin geçtiğinin bilgisine ulaşamadım. Bu medresede etraf köylerden, haymananın köylerinden, Polatlının köylerinden ve yunak köylerinden talebeler gelir. Bu talebelere molla denir. Bu talebeler köydeki hanelerin “oda” olarak tabir edilen misafirhanelerinde ücretsiz yer içer yatıp kalkarlar ve medresede tahsil görürler. Bu medrese de dini ilimlerin yanı sıra fenni ilimler de tahsil edilir. Aynı şekilde bu medreselerden Gecek köyünde ve Kayakent te de vardır. Müderris İbrahim efendi en son Günyüzü camisinde imamlık yapar ve orada vefat eder. Kabri Günyüzündedir. Babaannem ve anneannem Cumhuriyet öncesi doğmuş, Cumhuriyet dönemi çocuklarıdır ki müderris babalarından ders okuyamamışlardır. Ancak hoca ana dedikleri İbrahim Efendi nin eşinden kitaba dayalı olmayan dilden eğitim almışlardır bugün ilim sahibi kişiler onun dilden öğrettiklerini daha iyi anlamaktadır. Benim adını aldığım büyükdedem Molla Mustafa da medresenin talebelerindendir. Köyde herkes bu medrese den ciddi bir eğitim almışlardır. Köydeki sülale isimleri de bu medrese den etkilenmiştir. Muhtemel ki bu medrese vesilesi ile herkes hoca olmuştur. Süleli isimlerini incelediğimizde Ömer hoca gil, Abdullah hocagil, Mehmetali hoca gil, gibi sülale isimleri geçer. Bugün buradan baktığımızda kökleri sağlam, komşuluk bağları, aile bağları sağlam olan bir toplum huzurlu bir şekilde o münbit topraklarda yaşamıştır.

Velhasıl kuzören benim hasretim, kuzören benim özlemim. Kuzören ile ilgisi olan herkes bir şekilde benim akrabam. Hepsini herkesi çok seviyorum.


AVUKAT MUSTAFA ÖZKAN


GSM: 0532 635 10 57 -0506 402 49 10

Kurtuluş mah. Öğretmen sk. No: 8/8 ESKİŞEHİR Tel: 222 240 37 86 -240 17 42 FAX: 240 29 94

avmustafaozkan260@hotmail.com

KUZÖREN  
 
 
Reklam  
   
--- DOST SİTELER ---  
 

 
ESKİŞEHİR HABERLERİ  
 

 
NAMAZ VAKİTLERİ  
   
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=